22 Ekim 2010 Cuma

HAMAMÖNÜ'NDE BİR RAMAZAN AKŞAMI,MİNİ PEYNİRLİ PİDE..

Arkadaşlarımızın isyanı üzerine,şartlarımı zorluyor,hemen bloğumuza birşeyler ekliyorum.aslında yazacak,ekleyecek konu ve fotolar çok ama gerçekten hayatımızda o kadar yoğunluk var ki,bir türlü zaman çalıp giremedim.gerçekten isyan ettikleri kadar da var hani,taaaa,Ramazan dan kalmışız;))ben bile baka baka bıkmıştım aynı şeylere:))yine Ramazandan kalma fotolarla devam edelim o zaman,o güzel günü atlamak istemiyorum çünkü,sonrada,sırayla devam ederiz postlarımıza inş.mesela,Tuna'nın boyundan büyük ve komik lafları var,ama farklı yerlere not aldığım için,onları toparlamam lazım,bir sonraki postumuzda da onları ekleriz inş.şimdi,geçelim fotolaraaa...





Ulubatlı Hasan,yine sancağı dikmiş;)))yalnız,burdaki ayrıntıya dikkat,sancağın üstüne,mehter takımının ellerindeki sancaklarda olduğu gibi bir şey takmış.o şey de,benim tacım oluyor:)) bu arada,ne kadar oynadıysa o sancakla,parçalanmış zavallı sancak;)

Tuna'ya renkli bir atıştırmalık yapmıştım burda.çöp şişe,bir salatalık dilimi,bir kırmızı biber dilimi geçirerek,sağlıklı bir atıştırmalık yaptım,böyle şeyler ilgilerini çekiyor çocukların,tavsiye ederim..


bu da,bir sabah kahvaltılığı oğluşumun,patates kavurması ayıcık:))

bu Ramazan,Hamamönüne gittik iftar etmeye.çok güzeldi gerçekten.oraları çok güzel düzenlemişler ve eğlenceler,canlı yayınlar yapıyorlardı.hem Tuna'ya aldığım"Mehmet Akifle bir gün"kitabında okuduğumuz Mehmet Akif Ersoy'un kabrini ziyaret ettik beraber,hem de oraya gömülmeyi vasiyet eden güzel insan Muhsin Yazıcıoğlu'nun.aynı zamanda,Tacettin Dergahı da orada olduğu için,çok manevi bir havası var,Ankara'da olupta,şimdiye kadar gitmeyenler,çok şey kaçırmış derim...
iste o çok sevdiğim,eski evlerin,eskiyi hatırlatan anıların bulunduğu dar sokaklardan birisi.kim bilir kimler,ne anılar yaşadı oralarda...

giyimden yiyeceğe,takıdan mutfak gereçlerine her tür stant kurulmuş,insanın hem gözüne,hem gönlüne hitab ediyordu..burası da,Beypazarı ürünlerinin satıldığı stant..

Tuna'ya ve İnci Dila'ya bardak aldık.Dila'nınkine çiçek desenleri yaptırtıp,üzerine ismini yazdırdık,Tuna'ya da Tuğra ve Sancakta olduğu gibi üç Hilal'in bulunduğu Osmanlı figürleri,yanına da ismini yazdırdık,ikisininde çok hoşuna gitti.

burda da bardağını inceliyor kerata:)

Mehmet Akif Ersoy'un müze haline getirilen evinin bir bölümü..
burası da,fotoğraflarının olduğu başka bir bölüm..

işte,merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun kabri.Tuna yine en sevdiği bayrağın yanında buluverdi kendini...


burası da,Tuna'nın en ilgisini çeken stantlardan birisiydi.kılıçlaaar,hançerleeer,bıçaklaaar,neler yoktu ki.Zülfikar bile vardı:)


Karagöz ile Suzan:)))Suzan teyzemizin başının üstündeki sokak lambası,Hint kadınlarına benzetmiş onu:)))İnci Dila poz verdi Kargözle ama Tuna'yı ikna edemedik bir türlü:))hatta,Kanuni Sultan Süleyman ve eşi Hürrem Sultan da dolanıyordu şenlik alanında ama onları yakalayamadık,hoş,yakalasak ne olacaktı ki,Tuna utandı,saklandı beni görürler diye;))güzel bir Ramazan akşamıydı,yaşandı ve güzel anılara kaydedildi...

bu güzel çiçekler de,balkon bahçemizde tohumdan büyüttüğümüz çiçeklerimizin son hali..
bunlarda,maydanoz ve nanelerimiz.yandaki küçük saksıdaki,küçük gülümüz..
bu minik biberler,kurutulup,kuru dolabında yerini aldı bile..
bu da yine biberlerimiz ve çiçeklerimiz.alttaki saksılar,ev sahibimiz Hacı teyze'nin reyhan ve kekikleri.Mersin'e yazlığa giderken bana bırakmıştı.
gelelim pidelerimizeeeeee
MİNİ PEYNİRLİ PİDELER
bunlardaaaaaa,Birsen arkadaşımın sitesinde( http://www.birseninmutfagi.com/) görüp,mutlaka denemeliyim dediğim,nefis mini peynirli pideler.foto benim pidelerimin,tarif Birsen arkadaşımın.bu vesileyle,hem tarif için teşekkür ediyorum,hem de dünyaya yeni gelen minik prensesini Allah bağışlasın diyorum arkadaşım.


MALZEMELER:
Hamuru İçin:
4 su bardağı un
10 gram yaşmaya
Tuz
Su
İç Malzemesi İçin:
250 gram eriyen bir cins peynir
1/2 demet maydanoz
2 tane yumurta
1 çay bardağı
YONCA mısırözüyağı
Ayrıca bir parça tereyağı
YAPILIŞI:Unu yoğurma kabına alıp ortasını havuz gibi açalım.Ortasına maya ve tuzu koyup suyu azar azar ilave edip ele yapışmayan bir hamur haline getirelim.Bir kenarda bekletip iç harcını hazırlayalım.Maydanozları ince ince doğrayıp karıştırma kabına alalım.Peyniri doğrayıp maydanozlara ekleyelim.İçine yağı ve yumurtaları kırıp karıştıralım.Bu arada bekleyen hamurdan minik parçalar alıp tezgahta unlayıp merdaneyle çay tabağından biraz daha büyük olacak şekilde açalım.İçine peynirli harçtan koyup kenarlarından kapatalım.Yağlanmış tepsiye dizelim.Kenarlarına erimiş tereyağı sürüp ısıtılmış 200'Cde pişirelim.Sıcak servis yapalım.

6 yorum:

ladybird dedi ki...

oncelikle, henuz kahvalti etmemisken nefis pidelerini gormek bana hic iyi gelmedi sukrancigim :) ellerin saglik, tarif icin de tesekkurler. deneyelim yiyelim :)

ankara'da sizle bulustugumuzda esim oglum ile turbe ziyareti yapmis. vakit kisitligindan ben kacirmistim. insaallah bir dahaki sefere bana da nasip olur. ankara bu sefer daha bir guzel daha sicak geldi, sizlerin sayasinde.

burada yasayan cocuklar tarih ve kulturlerinden uzak buyuyorlar. annelere cok is dusuyor. tabi tr'de olup ogrenmek gormek istemeyenler de cok. cocugunla bu yerleri gezmen cok guzel. oglanin masallahi var, cok sevimli bi cocuk, boyundan buyuk laflarini da merak ediyorum :)

opuyorum ikinizi de..

OZY dedi ki...

Valla ben de pidelere takıldım kaldım:)) Çok güzel görünüyorlar. Vakit bulduğumda yapacam inşallah.
Çok üretici bir hatunsun maaşallah, sıradan şeyleri bile cazip hale getirmişsin çocuk için.
Ulubatlı Hasan'ın sancağı pek bir güzel olmuş.
Hamamönüne hep akşamları gittiğimiz için müzeyi gezme fırsatımız olmamıştı.

sukran dedi ki...

yok be yasemincim,boyundan büyük leflar değil,günümüz çocuklarının kullandığı kelimeler ama kendi çocuğu söyleyince,insan inanamıyor,hoşuna gidiyor işte,her gün bir macera;)canım,ankara ya gelmene bizlerde çok sevindik,senin gisi pozitif bir insanla konuşmak zevk veriyor,o senin sıcaklığın yani.bence de deneyin,yiyin.çocukları,seni öpüyorum..
özycim,bencede yap,çok güzel oluyor.yok be gülüüüm,ne üreticiliği,taktım,takıştırdım çöp şişe sebzeleri işte;))bir hafta sonu gidin o zaman müzeye,manevi bir havası var oraların,asudeyi ve seni öpüyorum..

ipek dedi ki...

Ellerine saglik benim de agzim sulandi. deneyecegim ben de ins.

suzanin da basina nurlar yagmis;)

bizimkine napsan bos sadece tehditten anliyor. 'Doktor mu yemek mi?' diye sormak zorunda birakiyor beni.
Krese gitmesi icin yanlis da olsa dilenci hikayesi uydurman gibi;) Ben de mecbur kaliyorum doktorla korkutmaya:(

sukran dedi ki...

:))evet,nur yağmış ipekim.dene canım,gerçekten çok güzel oluyor,bende ara-sıra senin çanta dan yapıyorum tuna'ya,hani kızartmıştıkya;)zaten dr.lar bile,dediklerini uygulamıyormuş,bizim dr.itiraf etmişti,tv karşısında yedirmeyin diyoruz ama,bakmayın dediğimize,bizde çaresiz kalınca yediriyoruz diye,bazen biraz tehditten bişe olmaz dimi;))

Red Riding Hood dedi ki...

Alemsin sen Tuna :D Sevimli bücür.