29 Aralık 2010 Çarşamba

BIKKINLIK VEREN FUTBOL SEVDASI VE CİVCİV KEKLER..

Futbol sevdamız katlanarak devam ediyor.neredeyse her anı maç yapmakla geçiyor Tuna'nın.geçen gün Hatice öğretmenimize bir top götürdüm,Tuna onları bunalttığında dertlerine deva olsun diye;)canım benim,çocuklara maç yaptırırlar diye götürmüştüm ama oyunu daha zevkli hale getirmiş,Yasemin öğretmenimizle karşılıklı iki takım yapıp,sınıfca oynuyorlarmış,tabi Tuna mest olmuş durumda.orda da yapıyormu bilmem ama evde ya da gittiğimiz misafirliklerde oynadığı maçlarda hep mızıkcılık yapıyor ve hiç birimiz onunla maç yapmak istemiyoruz,yenilgiye hiç tahammülü olmadığı için,avazı çıktığınca ağlıyor sıpoş.daha bu gün kreş çıkışı anneannelere gittik,dedesiyle yaptığı maçta,dedesinin attığı hemen hemen hiç bir golü saymadı,saçma sapan bahaneler uydurdu.örneğin;o atılan gol sayılmazmış,neden?çünkü kalenin önünden inek geçiyormuş,ona çarpmış top!??öbürü de sayılmazmış,o neden?bu seferde koyun geçiyormuş.sahada hayvanların işi ne yaw,saha saha değil,ahır sanki;)))haaa,bu arada,bu gün Deniz dünyasını gezmeye gideceklerdi kreşle birlikte,ben de,kırmızı-beyaz çizgili gömleğini giydirmiştim.bu gün yaptıkları sınıf maçı öncesi,Dilara"ayyy,sen tam erkek olmuşsun Tunaaaa"demiş,bıyık altından sırıtarak anlattı bana bunu:))çok hoşuma gitti.belli ki kendisinin de çok hoşuna gitmiş;)kendisini kırmızı-beyaz gömleğiyle,milli takım oyuncusu gibi hissetmiş oynarken:)artık bitsin bu maç sevdası,çok sıkılmaya başladım.oynadıkları her maçtan sonra,hemen o maçı resmediyor,sadece bu kısmını seviyorum oğlumun maç sevdasının.artık iyice ustalaştı maşaAllah resim konusunda,eh,biraz maçların rolü de var tabi,yiğidi öldür,hakkını yeme;))öğretmenlerimize ve çocuklara moral olsun diye,onları motive etmek için,zaman zaman çocukların hoşuna gidecek kek,kurabiye yapıp götürüyorum paylaşım günlerimizde.bu hafta da,civciv kek yapıp götürdüm,hepsinin çok hoşuna gitti,eh,bloğa eklemekte farz oldu bu durumda;)



:))) kalecimin tipi nasıl ama;)

yine benim tacımı kafaya takıp,eldivenlerini giymiş.yalnız,hayalinde saçları uzun;)burda ya Rüştü ya da Volkan olmuştur,gerçi Volkan'ın saçları uzun mu bilmiyorum.belkide başka bir kaleci olmuştur,diyorumya,3.lig maçlarını bile izliyor,Isparta,Karabük,Kasımpaşa,hiç farketmiyor,onların kaleci ve oyuncularınıda biliyor.belkide,onlardan birinin kalecisidir...

bu da,babasıyla yaptıkları bir maç sonrası,oynadıkları maçın özeti:))walla söke söke aldı maçı kerata ağıtlarıyla,bağrış-çağrışlarıyla.babalar anneler kadar sabırlı değil tabi,ağıda,sese gürültüye gelemiyorlar,biraz direndikten sonra pes etti babası ve zorla da olsa maçı Tuna kazandı:))

çizdiği futbolcuları tanıtıyor bana:)

bu çiziminde iki futbolcuyu çok beğendim,birisi bu.B.J.K. takımının yeni oyuncusu Mehmet miş(Tuna uyuduktan sonra babasına,öyle bir oyuncu varmı?diye sorduğumda,olmadığını söyledi:))demekki,hayali bir oyuncu).tam ayağını kaldırmış,topa vuracakken resmetmiş ressam oğlum benim:)


bu daha da hoşuma gitti,çünkü,B.J.K.li bu oyuncu,topu almaya çalışırken yere düşüyor ve formasındaki 37 rakamı bile atlanmamış,düşüş pozisyonuna göre çizilmiş.bu arada,kramponları havaya dikmiş arkadaş;)))



CİVCİV KEKLER


eveeeet,gelelim civcivlerimizeee.bu hafta paylaşım günü için yaptığım,civciv keklerimiz.internet'te dolaşırken,"yapraksarma.blogcu.com"diye bir blog da görmüştüm bu sevimli civcivleri.gerçekten çok sevimli oluyor,çocukların çok hoşuna gidiyor,özellikle doğum günleri için çok ideal bence,tavsiye ederim.ben tadına bakamamıştım ama tadının da çok güzel olduğunu söylediler.


bu da kümesten kaçmış bir civciv:)
tarifi aldığım"yapraksarma.blogcu.com"arkadaşın yaptığı civcivler de bunlar,eline, emeğine sağlık arkadaşım,ayrıca tarifi bize kazandırdığı için de teşekkür ediyorum.
geçelim tarife
MALZEMELER
+ 2 tane yumurta
+1 çay bardağı toz şeker
+1çay bardağı süt
+1 çay bardağı sıvı yağ
+1 paket kabartma tozu
+1,5 su bardağı un
+tarifte yoktu ama ben yaklaşık 1 tatlı kaşığı toz zerdeçal ekledim.hem çok faydalı bir baharat(çok kokulu bir baharat olmadığı için tadını değiştirmiyor,safran gibi düşünün)hem de biraz gerçek civcivler gibi sarı olmasını istedim,gıda boyası kullanmayı çok tercih etmiyorum mecbur kalmadıkça,mecbur kalınca da zararsız olanlarından alıyorum,doğal yazıyor ama yine de güvenmiyorum.
kreması:
+2 su bardağı süt
+2 yemek kaşığı un
+1 paket vanilya(ben birazcık portakal kabuğu rendesi kullandım piştikten sonra vanilya yerine)
+1 yemek kaşığı toz şeker
üzeri için:
bolca hindisten cevizi
süslemek için:
kuş üzümü(göz için)
havuç(ayak,gaga ve ibik yapmak için.arkadaş ibiklerini yapmamıştı ama ben ibikle daha sevimli olacaklarını düşündüm)ve arkadaşım ayaklarını erikten yaptığını yazmıştı,hani şu bildiğimiz mürdüm eriği,çünkü onun çocukları eriği çok seviyormuş,Tuna da havucu çok seviyor diye ben havuçla yapmayı tercih ettim.yine arkadaş gagalarını limon kabuğundan yapmıştı,o da olabilir ama ben her şeyini yesinler istediğim için,gagalarını da havuçtan yaptım,limon kabuğu ağızlarına gelince acı olabilir diye düşündüm.başka bir blog da yine böyle civcivler yapmışlar,ayaklarını da kuru kayısıdan yapmışlardı,benim oğlum kuru kayısıyı maalesef sevmediği için ben kullanmadım ama o da güzel ve faydalı bir alternatif.
YAPILIŞI
her kekte olduğu gibi,yumurta ve şeker iyice mikserle çırpılıp,sırasıyla sıvı malzemeler eklenir en son kabartma tozu una katılarak,tahta kaşıkla yavaş yavaş çırparak sıvı malzemelere eklenir.minik çelik ve ya aliminyum kek kalıplarının(muffin kalıbı da deniliyor)içlerine,kağıt kek kalıpları yerleştirilip,kek hamurundan,tam doldurmayacak şekilde(kabarma payı bırakılarak)kaşıkla kalıplara dökülür ve 180-200 derecede,önceden ısıtılmış fırında pişirilir.kekler pişerken,biz bir taraftan kremamazı hazırlıyoruz.bunun için de;soğuk süte un ve şeker eklenerek,karıştırılır ve ocakta katılaşıncaya kadar karıştırarak,kısık ateşte pişirilir.ocaktan indirildikten sonra,kabuk bağlamasın diye ara sıra karıştırarak soğuması beklenir.pişen kekler,kağıtlarından ayrılır ve onlar da soğutulur.soğuyan kekler,yine soğutulmuş kremaya bulanarak,bol hindistan cevizinde yuvarlanıp,tüy görüntüsü verilmeye çalışılır.daha sonra,havuçtan minik üçgenler kesilerek,gagaları,tırtıklı,uzun parçalar kesilerek ibikleri,yuvarlak parçalar kesilip,onlara da ayak görünümü vermek için yine parmakları için tırtıklar kesilir,ve civcivlerin altına bu ayaklar yerleştirilip,gagaları,gözleri ve ibikliri yerlerine koyulur.ibiklerini yerleştirmek için de,tepelerine bıcakla çizikler atıp,ibikler bu çiziklere yerleştirilir.ben kolay tutulup yensin diye,çay bardaklarının altına koyulan kağıt dantellere yerleştirdim.yapacak herkese şimdiden kolay gelsin,afiyet olsun ...

14 Aralık 2010 Salı

FUTBOL,BİR KAÇ İNCİ,İLK KAR VE MEVLANA PROJEMİZ..

futbol merakı,son sürat ve katlanarak devam ediyor Tuna'nın,o kadar ki,ne yemeğe çağırdığımda gelmek istiyor,ne de yatırmak için çağırdığımda.hatta,sabah kalkar kalkmaz futbol oynamak istiyor,gözünü açtığında"bu gün okul varmı anne?"diye soruyor,cevap"evet"se,biraz mızırdanıyor,burun kıvırıyor,neden?okul yoksa,akşama kadar futbol oynayacak çünkü sıpoş.walla bu sefer de futbol'a taktı,içimiz-dışımız futbol oldu.artık isminden bile midem bulanıyor nerdeyse.


son zamanlardaki bir kaç incisini yazmak istiyorum oğluşumun.


**gece çiş kaçırma gibi bir sorunumuz var,geçenlerde,aynı konuyla ilgili,Nergiz kreşimizin psikolojik danışmanıyla konuşmuk için randevu almıştı,sorun aynı olduğu için,görüşmeye benim de girmemi istedi,beraber girdik.Özge öğretmenin"sabah kuru kalktığında,bir güneş çizip,onu boyaması"tavsiyesi,bir kız çocuğu için ilgi çekici ama Tuna için pek bir şey ifade etmiyor,ben de,onun anladığı dilden konuştum ve"Tunacım,bu gece seninle bir şey yapalım,eğer,bu gece altını ıslatmazsan,sen 1,çiş 0 olsun,ama ıslatırsan,çiş 1,sen 0,olurmu?"dedim,güldü ve"yani çişle yarış mı yapcaaaaz?"dedi."evet,aynen öyle"dedim.heyecanlandı ve"tamam"deyip uyudu.tabi ben onu 2 kere tuvalete kaldırdım bu arada.sabaha karşı yine kaçırmış,tuvaletin kapısının sesine uyandım,baktım,ıslak pijamalarını çıkartmış,iç çamaşırı ve milli takımın formasını bulup giymiş:))tuvalatten çıkınca"anne,1-1 yazdım tahtaya"dedi."neden ama oğlum,çiş 1 sen 0 olman gerekmiyormu?"dediğimde,"hayır,dün ilk yarıydı,berabere kaldık,bu gün 2.yarıyı oynuycaz"dedi:)))yenilgiyi asla kabullenemiyor,ne yapcaz bilmem.her çocukta vardır ama Tuna da had safhada,yenildimi zırıl zırıl ağlıyor çocuk:( ertesi gün motive etmek için,ıslattığı pijamalarını gece haberi olmadan değiştirdim,sabah kaldırmak için gittiğimde,yine kalkmak istemedi,"Tunacım,ıslatmamışsııın"dediğimde,yataktan adeta fırladı ve tahtasının başına gidip,büyük bir zevkle 1-0 yazdı:))yine ıslak kalktığı bir gün,skoru kendi lehinde yazdığını gördüm"ama çişin önde olması lazım,ıslatmışın altını oğlum"dediğimde,mutlaka bir bahanesi var ya"hayııııır,bu gün maçın tekrarını seyrettiiik"dedi:))ama sonuç hala değişmedi geceleri 2-3 kere mutlaka kaldırmama rağmen,bazen hala kaçırıyor.ilk okul zamanına kadar acelem yok,çünkü hem ben,hem babası o yaşımıza kadar yapmışız;))

**bu sabah kaldırmaya gittiğimde yine kalmlakta zorlandı,kalkmak istemedi ve yine"okul varmı bu gün?"diye sordu."evet"cevabını aldıktan sonra,yüz üstü yatarken,ellerini bana uzattı ve"elerimden tutup çekersen kalkabilirim"dedi.bende tutup,sürükleyerek çektim ve kucağıma aldım"fotokopi çektin sen şimdi"dedi.şaşırdım ve anlayamadım,ama çok ta hoşuma gitti,güldüm.üstünü giyip,kahvaltısını yaparken"nasıl fotokopi çektim yani Tunacım?"dedim,"ellerimden sürükleyip çektinya beni,işte öyle fotokopi çekmiş oldun"dedi:)))ben de,kucağıma yapıştığı anı kastediyor zannetmiştim."sen nerde gördün fotokopi çekilirken?"diye sordum"Yasemin öğretmenim öğretmenler odasında çekmişti"dedi:))yani,fotokopi makinasının bile taklitini yapabiliyor;)))


Ankara'ya,beklenen kar sonunda yağdı,hem de lapa lapa.gece komşu çocukları ve babasıyla bahçeye çıkıp,doya doya,yuvarlana yuvarlana karla oynadı Tuna,eve girdiklerinde saat 24:15 civarlarıydı sanırım.şimdi fotolar..




onlar bahçede karla doya doya oynarken,ben de pencereden fotolarını çektim:)burda Tuna kendini karların üstüne atıyor;)

fotolar çok seçilmiyor ama,burda da kardan top yapıp maç yapıyorlar:)bu arada,kar o kadar güzel yağıyordu ki,kar taneleri de çok güzel çıkmış..


Tuna geldiğinde sürpriz olsun diye,balkondan topladığım karlardan,minik bir kardan adam yaptım salon penceresinin önüne,şapkasını rüzgar bahçeye uçurdu:)gerçi onlar bahçeye kocaman karadan adam yapmışlardı zaten...

Colaturka hangi takımın sponsoru bilmiyorum ama Tuna çok iyi biliyor,gazetelerin spor sayfalarına bakarak,yaptığı futbolcuların formalarına sponsorlarının isimlerini yazıyor,bu sayede yazmayı da öğreniyor sanırım;) bazılarına da avea ve eti yazmıştı.eti,Eskişehir spor'un sponsoruymuş,aklımda o kalmış,ambleminden tanıyıp,markette eti'nin krakerlerinden istiyor..
bu da yakından görünüşü:)
Tuna'nın Mevlana projesi.böyle şeylerle uğraşmak çok hoşuma gidiyor,bir de malzemem tam,vaktim bol olsa...
nasıl yapsam?diye düşünürken,Mevlana ve bir kaç semazen yapıp,hatta Mevlana müzesinin maketini de yapıyım demiştim ama vakit dar olduğu için,onun renkli fotokopisini çektirip,arka fon olarak kullandım.bu arada,Mevlana'nın sakalını ve bıyığını,yastıktan çıkarttığım yünden yaptım;)kafalarındaki fesi andıran başlıklarını elimde diktim,keçeye benzer bir kumaştan.geniş eşofmanı andıran bir kıyafet diktim Mevlana'ya,telden yaptığım iskeletini elyafla besleyip,kıyafetini giydirdim,sonra bir de cübbe,tamam. tesbihini de ben yaptım minik boncuklardan dizerek;)normal tesbih çok büyük olacaktı çünkü.
bu,semazenlerimizden birisi.eteklerine misina geçirip,marullanmasını sağladım,hani dönüyor havası versin diye;)aslında meslerini de yapmak istedim,hatta deri kumaş bile almıştım ama,zemine tutturmam zor olacak diye,vaz geçmek zorunda kaldım,ne heveslenmiştim halbuki:(
bu da,dönen diğer semazenimiz.sakallı ve bıyıklı olmaları,Tuna'nın tercihiydi:))
bu da,selama duran semazenimiz,henüz semaya başlamamış.


inş.öğretmenlerimizin de hoşuna gider...

26 Kasım 2010 Cuma

BİR KAÇ ÇİZİM,KURBAN BAYRAMI,SİRK,ÖĞRETMENLER GÜNÜ,YAŞ PASTA..

Güzel ve yoğun bir bayram geçirdik çok şükür.genellikle anneannelerdeydik.onlar büyük olduğu için,onları ziyarete gelen akrabalarımızla görüşmüş olduk,hem de anneannelere yardım etmiş olduk.hava çok güzeldi,birazda gezdik.bayram tatilinde,çocukları Ankara Büyük Şehir Belediyesi'nin getirttiği sirk'e götürdük.Tuna ilk kez bir sirk gördü,çok hoşuna gittiği söylenemez ama yine de bazı gösteriler ilgisini çekti.gerisini,fotolarla anlatalııım..




Tuna'nın eserlerini yayınlamaya devam ediyoruz;))bu resim,F.B.-B.J.K. maçından.yukarda da görüldüğü gibi,skor 1-1 :)) yalnız,B.J.K. lı futbolcunun formasına dikkat lütfen"avea"yazıyor:)))ayakkabısı da Nıke;) bacağında yazdığı 38rakamından anladığım kadarıyle,F.B.li futbolcu,Tuna'nın favorisi Mehmet Topuz:)ayağındakiler de krampon,altındaki tırtıklardan anlaşılıyor:)))

bu F.B.li futbolcunun hareketi çok hoşuma gitti,topu havalandırırken çizmiş kuzucuk:)

:)))burda Mehmet Topuz oldu.bıyık ve top sakal yapmamı istedi,ben de yara bantından yaptım;))


maç yapacak kimseyi bulamadığında,gorili Bobo'yu karşı takımın kalecisi yapıp,boool bol gol atıyor zavallı hayvana:))geçen gün,yan komşumuz Yunus amcasının hediye ettiği G.S.formasını Bobo'ya giydirmiş"anne,bizim evde sadece Bobo G.S.lı dimiii?"diyordu:)))Yunus amcası duymasın..
bayram çikolatalarımızı-şekerlerimizi yan yana sıralamış,hangisinden kaç tane var diye hesaplıyor:))o kahverengi çikolatalardan 43 tane varmış mesela:)
:)))ah yavrum ah,futbol sevdasına kılıktan kılığa giriyor.düz siyah bant istedi,kafasına bağlıycakmış,düz siyah bulamadık,tacımı taktı,bir de,arkadan bağlıyorlarmış saçlarını,"senin saçın kısa,bağlanmaz oğlum,onların saçları uzun,önlerine gelmesin diye bağlıyorlar"dediysem de dinletemedim,küçük bir tokayla bağlar gibi yaptık artık.bu haliyle,hayalinde kim bilir hangi futbolcu:)))
Uğur dayısı ve onun yeğenleriyle,bayram hatırası çektik:)Uğur,annemin teyzesinin torunu,çocuklarla diyaloğu çok iyi maş.Tuna'nın can damarı olan futbol dan konuya girerek,gönlünü fethetti mesela.Uğur,özel matematik dersi veriyormuş,annesinin anlattığına göre,çocuklar Uğur sayesinde matematiği çok seviyor,dolayısıyle,güzel notlar alıyormuş,eee,çocuğun dilinden anlamak lazım..
bunlar da,büyük amcalarımız.babamızla birlikte,dedemizin kabrini ziyaret ettikten sonra,bize bayramlaşmaya geldiler birlikte.diğer dedesi olmadığı için,Tuna onlara dede diyor.Tuna'yı kucağına alan,babamızın büyük amcası Kadim dede,diğeri de,ortanca amcası İzzet dede..
sirk e gideceğimiz gün,İnci Dila'lara bayramlaşmaya gittik.onların sirki orda başlamıştı bile,salıncakta iki maymun:)))
bir de ayakta denediler sallanmayı,çooook zevkliiiii....


:)))yine Suzan teyzesinin peruğunu ele geçirmişler...


biri çıkartıp,diğeri taktı,poz verdiller:))

işte,sirk başlıyooorrrr..

yanılmıyorsam,22 metre denildi yüksekliğe.o yükseklikte gösterisini yaptı bu bayan,kendini tavana kadar bir çarşafa dolayıp,sonra aşağı bıraktı,yukarda danslar etti..
biraz karanlık çıktı fotolar ama,burda boğaların sırtına ayı ve köpekler çıkıp,beraber gösteri yaptılar..


zavallı ayı,o engellerin üstünden atladı tonlarca ağırlığıyla..

en hoşumuza giden gösteri bu gurubun gösterisiydi.gerçekten çok cesurlar..

önümüzde oturan bu çocuk,gösteriden çok,bizimle ilgilendi:))burda,makinama sulanıyor.annesi,gösteriyi izlememesinden şikayetleniyor"millet ayıları-köpekleri eğitiyor,biz şunları eğitemiyoruz"diye:)))

sirkin sonunda,atlı bayanların gösterisi vardı,burda pek seçilmiyor ama,atın üstündeki bayanın elinde Türk bayrağı var,alkışlar koptu bayrağımız çıktığında...
YAŞ PASTA

bu pastayı,öğretmenler gününde,Tuna'nın öğretmenleri için yaptım.aslında istediğim gibi olmadı ama gece ani bir kararla başladığım için,eksik malzemelerle yine iyi oldu sayılır;)mesela,kakaolu krem şantiyi hiç sevmem ama geçen gün eşimden kremşanti almasını istediğimde,sade zannedip kakaolu almış:( evdeki sadeyi kremaya kullanınca,üstünü kaplamak için maalesef o saatte komşulardan da isteyemeyeceğime göre,mecburen onu kullandım.
ben yaş pastalarımı hep bu pandispanya ve kremayla yapıyorum artık.çünkü çok hafif bir kreması ve çok güzel,süngerimsi bir pandispanyası var.bu vesileyle,bütün öğretmenlerimizin ve tekrar bizim öğretmenlerimizin de gününü kutluyorum.oyun öğretmenimiz Fatma öğretmen'e,tarifini vereceğimi söylemiştim,herkesle paylaşmış olalım.işte tariiiif:



PANDİSPANYA:

*4 adet yumurta

*1,5 çay bardağı pudra şekeri(ben büyük çay bardaklarından kullanıyorum)

*1 çay bardağı mısır nişastası(çok farketmiyor aslında buğday olsa da)

*1 paket vanilya

*1 tatlı kaşığı kabartma tozu(ben dalmışım,1 paket katmışım ama çok kötü olmadı)

aynen kek çırpar gibi,önce yumurta ve pudra şekeri çırpılıp,yavaş yavaş diğer malzemeler katılır,yağlanıp-unlanan fırın kabına boşaltılır(benim fırınımın üst küçük fırın tepsisi 24x32,ben hep o tepside yapıyorum ama sizin bu ölçülere yakın başka bir fırın kabınız varsa,o da olabilir.mesela büyük dikdörtgen borcamlar.)180 derecede,önceden ısıtılan fırında 15 dak(herkesin fırını aynı olmadığı için,kürdan batırarak,kontrol edin derim)pişirilip,soğuyunca enine 2 ye kesilir.ben çok az,yani yaklaşık yarım( küçük çay bardaklarından)çay bardağı soğuk sütle,1 yemek kaşığı kadar şekeri karıştırıp,iki parçanın da üzerine gezdiriyorum çok kuru kuru olmasın diye.


KREMASI:

*1 su bardağı nişasta
*1 su bardağı toz şeker
*1 lt.süt
*1 poşet krem şanti

ÜZERİ İÇİN:

*1 poşet krem şanti
*1 su bardağı soğuk süt.


kremayı yapmak için; krem şanti hariç,diğer malzemeler,soğuk olarak biraz karıştırılıp,nişasta ve şeker eriyince,koyulaşıncaya kadar pişirilir.ara-sıra karıştırılarak,tamamen soğuması beklenir.soğuduktan sonra da,krem şanti,toz olarak katılıp,mikserin yüksek devirinde iyice çırpılır.

ikiye kesilip,şekerli süt gezdirilen parçalardan birinin üzerine kremanın yarısı yayılıp,istenilen meyveler,küçük küçük doğranarak kremanın üstü kaplanır.birazcık krema da,meyvelerin üzerine yayılıp,diğer pandispanya parçası üzerine koyulur,kalan krema ile her tarafı düzgünce kaplanır.
üzeri için;1 poşet krem şanti ve 1 su bardağı soğuk süt iyice çırpılıp,koyulaştırılır.kremanın üzerine de krem şanti kaplanarak,istenilen şekilde süslenir(krem şanti fazla gelecektir,isterseniz küçük kablara bölüp,gıda boyalarıyla renklendirip,enjektör ile çeşitli desen ve şekiller yapabilirsiniz)işte size,daha önce aynı tarifimle yapıp,süslediğim pastalarımdan bir kaç örnek:


bu pastayı,geçen sene Tuna'nın kreşinde kutlanan yaş günü için yapmıştım.bu pastayı da aynı yazdığım gibi yaptım,bunda yuvarlak kalıp kullandım. fakat,Tweety kafası şeklinde kenarlarından kesip,pastaneden hazır alıp,kendi renklendirdiğim şeker hamuruyla kapladım,diğer renklerle de göz ve gagasını yaptım.


yine geçen sene,evdeki kutlamamız için yaptığım pasta.Tuna'nın o dönem sevdiği buz devri dinazorlarını,kalan krem şantiyi renklendirerek,pastanın üstüne kürdanla şekillerini çizerek yapmıştım.

bu,İnci Dila'ya geçen sene yaptığım,Winx kızlarından en sevdiği Bloom'lu pasta..
bu da,önceki sene,Tuna'nın kankası,komşumuzun kızı Sueda'ya yaptığım prensesli pasta..
biraz uğraştırıcı oluyor tabi ama pastaları gördüklerinde yüzlerindeki şu gülümsemeleri görmeye değmez mi?

İnci Dilaaaaa
Suedaaaaaaa

20 Kasım 2010 Cumartesi

ANTALYA KAÇAMAĞIMIZ...

29 ekim tatilini fırsat bilip,Antalya'ya kaçamak yaptık.aslında bir taşla 2 kuş vurmuş olduk.halamın torunu evlenecekti,onun düğünü bahanesiyle,2 günlük çok hızlı bir o kadar da dolu güzel bir tatil yaptık.amcamın oğlu Nevzat abim ve eşi bizden 2 gün önce gidip,bu sene yapamadıkları yaz tatilini,orda 4 gün de olsa yapmak istemişti.ama havalar yağmurlu gittiği için,maalasef istedikleri gibi bir tatil olmadı.gitmeden önce onlardan hava durumunu öğrenip,ona göre tedbirimizi alalım dedik.o kadar yağmur yağdı ki,1 saat arabadan çıkamadık,mahsur kaldık dediler.hatta dolu bile yağmış:( biz de çok tedbirli gittik ve ben çizmelerimle,kardeşim Suzan mantosuyla gittik:))en akıllımız Saliha'ydı:)gittiğimiz gün hava açtı,biz kışlıklarla kaldık mı o sıcak diyarlarda:))ne bilelim Akdeniz'in huyunu-suyunu;)hayır bişe değil,turistlere rezil olduk:))onlar yarı çıplak dolaşırken,ben çizmemle gezdim Side'de:)walla 2 gün değilmi,ne ayakkabı alcam deyip inad ettim,almadım.her şey 2 katı fiatında turistlik yer diye.Ankara'da 1-1,5Tl eden kötü plastik topa 4 Tl verdik mesela.e düğünde giyeceğim topuklu ayakkabılarla da Arnavut kaldırımlarında ve o kadar saat gezemezdim dimi ama..olsun,çocuklar çok eğlendi,hatta 2 gün denize bile girdiler,o da bize yetti.işte fotolaaar..





çocuğumun,ilk kez gördüğü palmiye ağacının önünde fotosunu çektim.

"ayyyyh,deniz çoook güzeeeeel,ne yapsak,girsekmi ki?"İnci Dila"nın paçalar kıvrılmaya başlanmış bile;)


"eh,hadi eşofmanımızın altını çıkarıp şöööyle bi bacaklarımızı sokup gelelim.uyyyyy,soğuk mu biraz ne?"

"biraz da taş sektirelim,belki alışırız suyun ısısına biraz"

"annemler de dayanamadı,çizmeleri;)botları çıkaran koştu denize walla"

"eh,battı balık,yan gider,her ne kadar hazırlıksız,kışlık hallerimizle gelsek te,çocuğuz,iç çamaşırlarımızla girebiliriz herhalde:))"

"girdik bile,oooooh,ne güzelmiş yaw,iyiki de gelmişiz,birazda şu tarafı taşlayalım;)"

"yooooo,hayıııır,yapma Nevzat dayı yaaa,tamam,söz,yüzcem,taş-maş sektirmiycem,yeterki atma beni,bırak kendim yüzüyüm;)"

"Dila be,ne iyi ettik te geldik dimi?","hıııı,evet,iyi ki gelmişiz Tuna";)
"yaw şu balina Hasan da nerden çıktı,ne güzel aile arasında denize girip eğleniyorduk,her gittiğimiz denizde böyle tipler buluyo bizi,biz mi çekiyoz yoksa?Dikili'de de Cömert'imiz vardı.."


"uuuf,anne yaaa,ne güzel yüzüyoduk,evet biraz çenemiz titredi ama olsun artık o kadar,bu mevsimde böyle deniz bulmuşuz,daha ne?.yaw biraz köyden indim şehre olduk sayenizde,ne havlu vaaaar,ne mayo kardeşim,şuna bak,havlu niyetine montlarınıza sarıldık..."


işte Kemer'de bir camii bahçesi,o kadar yeşil ve güzel görünüyordu ki..yağmur biraz çiseledikten sonra,aniden iniverdi,hemen arabamıza kaçtık:)

Kemer'de bir otel.bahçesi çok güzel görünüyordu,tabi oğlum da çok şirin;)

bu manzara çok hoşumuza gitti..

afacanlık akıyor gözlerinden,her fırsatta kedi-köpek gibi didişip durdu keratalar..

Kemer'deki bu meydan,bir bayrak aşığı olan Tuna'nın çok hoşuna gitti.kaç kere geçti o bayrakların altından,"bak anne,Almanya bayrağııı,baaak,İngiltere bayrağııı,ahaa,Japonya bayrağı da vaaar.."gibi şaşkınlık ifadeleriyle,heyecanını dışa vurdu yavrum.hiç bu kadar bayrağı yan yana ve yakından görmemişti çünkü:)

düğünümüzün olacağı 30 ağustos günü hava o kadar ısındı ki,Manavgat'taki düğünümüze giderken gezmek için uğradığımız Side'den oğluşuma kısa kollu bir kıyafet almam şart oldu.ne zamandır Milli takımın formasını isteyip duruyordu.o kadar dükkan gezdim,yalnız 1 dükkanda ve sadece 1 tane kalan bu formayı bulabildim.dükkan sahiplerine söylenmeyi de ihmal etmedim bu arada"walla ayıp yani,her ülkenin takım formasını satıyorsunuz,bir tek Türk Milli takım forması yok,Türkiye'demiyiz,yabancı bir ülkede mi,anlayamadım?"bahaneleri de,"kalmamış!"getirtin yerine yenilerini o zaman kardeşim..neyse ki kalan o tek forma da Tuna'nın bedenine uydu;)


takımlardan ne kadar anladığım da çıktı ortaya bu sayede,meğer 14 no.Arda,oğlumun tuttuğu takım olan FenerBahçe'nin rakibi GalataSaraylıymış :))aman,sanki bilsem başka şansım vardı da? ha,bu arada,bu da Arda'nın pozuymuş:))nerde görmüşse artık;)

işte Side'de antik bir kent...
bu kedi seven Beşiktaş'lı çocuk,Milli takım formasını giyen Tuna'nın ilgisini çekti..
hala göremeyen varsaaa,işte o arkadaki,antik kent;))ne olduğunu anlayamasalar da,yüksekte olmak hoşlarına gitti:))


bu dükkandan Tuna'ya Osman Gazi'nin,İnci Dila'ya da Hürrem Sultan'ın heykelini aldım,Tuna o kadar padişahın içinde zor bir seçim yaptı,ona kalsa hepsini alcaktı ama sadece 1 tane alma hakkının olduğunu söylediğimde,tercihini Oslanlı imp.kurucusu Osman Gazi'den yana kullandı.Dila yanımızda olmadığı için,ona da Hürrem Sultan'ı seçtik..


hep marktten aldığımız mandalinayı,ağacında gördü çocuklar,hatıra kalsın diye de mandalinalarla foto çektim;)


Nevzat dayıları arabayı otopark tan getirene kadar,bir duvarın üstüne oturup,Osman Gazi ile Hürrem Sultanı oynattılar..
bu da,düğünümüzün olduğu yerdeki,ünlü Manavgat şelalesi.eh,Manavgat'a kadar gidip te,şelalesini görmesek,kusur kalacaktı çünkü;)

kim bilir bir daha ne zaman gidecek?dedim ve bir de Tuna'nın fotosunu çektim Manavgat Şelalesiyle;)


şelalenin diğer tarafı..


bu prens ve prenseste,düğüne giderlerken poz verdiler...


:))burda sanırım Dila Tuna'ya sarılmaya çalışıyordu..
kuzenim Melek teyzesi gibi,Manavgat'ta yaşayan,rahmetli teyzemin torunu Fatih dayısıyla poz verdi utangaç Tuna düğünde;))
Tuna ilk defa bir düğünde bu kadar eğlendi,balon sayesinde tabi;)düğün boyunca salonun dört bir yanını dolandı durdu.kuzenlerimin çocukları koşturdukça,o da onların peşinden koşuyor,oyunlarına katılmak istiyor fakat o kadar çekingen ki,söyleyemiyor,onların haberi olmadan,kendince oyurlarına dahil oluyor fakat onlardan bağımsız şekilde onlarla oynuyordu:)bazen de Dila ile balon kaçırma oynadılar..
bu son fotoğrafta da,kuzenimin kızı,yeni gelinimiz Nur ve eşi Hasan,Fatih dayımız ve Meryem yengemiz dans ederlerken...Suzan teyzesi,dans etmeleri için ısrar etti,Tuna istememişti,sonra Fatih Tuna'yı ikna etti fakat bu sefer de Dila istemedi,ağladı,o yüzden dans ederken fotolarını çekemedik:)
Allah mesut etsin cümlesiyle yeni çiftlerimizi de inş.