10 Eylül 2009 Perşembe

FOTO MAKİNAMIZDA KALAN OLAYLAR:)

uzun süre bloğumuza yazamayınca,fotolar,konular birikti tabi,eh,yavaş yavaş ekleyelim.



İpekler,Aydın'dan Malatya'ya geçerken,Ankara'da 1 gece mola verdiler.bizde,görüşebilmek için,Hümeyralara gittik.o gün Eskişehir'de bir düğüne katılan Esralar da,kızları Fatma Dila'yı da alıp,yetiştiler görüşmemize sağolsunlar.ama Fatma Dila,arkadaşı Zeynep olmadığı için çok memnun değildi halinden çoluk-çocuğun içinde;)

Tuna'nın Elif Leyla'ya sevgiyle karışık kıskançlığı,gece boyunca bizi zor durumda bıraktı,hatta "kızıma dokunma,benimle güreş "diyen Bülent amcasının da,elini tırmalamış kurtulma çabasındayken:(

:))Tuna'nın kıskançlığı,kulak ağrısına dönüşüverdi,yerlere yapıştı yavrum"kulağım,kulağım"diye;)burda Elif kendi değimiyle"bia"sına teselli öpücüğü verirken görülüyor;))
gerçekten halini görünce dayanamayıp,dr.umuzu aradım,o da,bir artibiyotik ismi söyleyip,onu kullanmamızı istedi,ertesi gün muayeneye çağırdı.kulak ağrıyor ama ateş yok.o gün pazar dı ve sadece nöbetçi eczaneler açıktı,gecenin 22:30 larında,nöbetçi eczane aradık semt semt.baktığımız bir kaç eczanede bulamadık antibiyotiği,her ihtimale karşı da,ateş düşürücü,ağrı kesici ilacını içirdim arabada,antibiyotiği bulduğumuzda da,Tuna çoktaaan uyumuştu bile kucağımda ve sabaha kadar baygın gibi uyuyunca içiremedim antibiyotiği,dr.muayenede,kulağında bir şey olmadığını,ama grip sonrası anlık ağrıların olabildiğini,Tuna'nın ağrısınında,muhtemelen öyle olduğunu,birazda ortamdan kaynaklanıp,bizi kullandığını söyledi :S sulandırmış bulunduğum antibiyotiği de,ertesi gün tanıdık eczanemize bırakıp,ihtiyacı olan bir hastaya vermelerini söyledim,Tuna'nın sadakası olmuş oldu;)
Halamlar umre ye gidecekleri için,ziyaretlerine gitmiştik,Tuna,Halamın torunu Taha ve İnci Dila ile birlikte... sol baştaki güzel kız da,tosun paşa Taha'nın ablası Sümeyra...


2 Eylül 2009 Çarşamba

TOM VE JERRİ TATİLDE:)AYYVALIK-SARIMSAMLI..

temmuz'un 26 sında,yıllık izinlerini denk getirip,Balıkesir-Ayvalık-Sarımsaklı'ya giden Suzan teyzemiz,İlker eniştemiz ve Saliha teyzemiz'e,bizde katıldık.arası 1,5 saat kadardı zaten,İlker ve Saliha,pansiyona yerleştikten sonra bizi otogar dan aldılar.ve tam 1 hafta,kesintisiz,canlı olarak Tom ve Jerri'yi izledik,yani yaşadık;))Tuna ve Dila o çizgi filmi hiç aratmadılar sağ olsunlar:)birisi tahrik ediyor,diğeri zaten savunmada hazır bekliyor,az sonra aynen çizgi filmlerde olduğu gibi bir toz bulutu oluşuyordu:))her şeye rağmen hem çocuklar,hem biz eğlenmeyi başardık;)işte fotolar...


:))))poza bak yaaaa,artık sakız şişirmeyi öğrendi,poz bile veriyor minik maymun;)

Ayvalık'a bağlı,Cennet tepesinden,adalar...

yine Cennet tepesinden bir kuşbakışı manzara.
alış-veriş için gittiğimiz Ayvalık-Migros'ta market arabasında bizim yumurcaklar,arkada deniz ve gemiler..


burası da Şeytan sofrası.çok net çekemedik,çünkü ben hayatıma o kadar rüzgar görmedim,bizi bile uçuruyordu neredeyse,çocuklar korktu,Dila'nın elindeki boyama dergisini aldığı gibi savurdu,uçurumda biraz dolandırdıktan sonra,tam karşı tarafa fırlattı,gözden kayboldu dergi,Dila'nın o olayı ömür boyu unutacağını sanmıyorum:))bu görünen,güya,şeytan yeryüzüne indiğinde,Allah'tan kaçarken,yumuşak kayaya bastığında,oluşan ayağının iziymiş,öbür ayağının izide,Girit adasındaymış efsaneye göre..bu tepe sofra şeklinde,yuvarlak olduğu içinde,Şeytan sofrası denmiş,yine efsaneye göre,her akşam şeytanlar o sofrada toplanırmış,bunu geçen gün TRT nin bir proğramında duydum,bilsem gidermiydim hiç;))


Tom ve Jerri,lavabonun altında:))Tuna,Dila'dan saklanacak yer bulamayınca,lavabonun altına girdi,tüm aramalarına rağmen Tuna'yı gerçekten bulamayan Dila'ya,işaret ettik saklandığı yeri,onun da çok hoşuna gitti,az sonrada,bizim afacan,o borunun nereye gittiğini merkak etmiş olmalı ki,boruyu çekmesiyle,lavabonun altına su akması bir oldu..


sahilde en sevdikleri şey,oynayıp yorulduktan sonra simit ve poğaça aldırmaktı kerataların.ama bu poğaçanın şekli benimde çok hoşuma gitmişti gerçekten..

bir simit canavarı daha:)ama ne yalan söyleyim,Ankara simitinin yerini hiç biri tutmuyor arkadaş.hatta bir ara Samsun'a gidecek olmuştuk Zülüş'le,kulakları çınlasın,Leyla abla ya"ne istersin Ankara'dan"demiştik"Ankara simiti getirin bana,başka bişey istemem"demişti:)bir ben değilim yani beğenen;)

burası da,Cennet tepesinden,Cunda adasının manzarası..
Cunda adasındayız,budaaa,Dila'nın meşhur küsme hareketi:)))çok tatlı yaaaa..

bu da,benim artist;)) muhtemelen,Dila'yı küstüren ta kendisiydi,duruşundan belli;)


bu asma çiçekler çok hoşumuza gitti,onlarla bir foto çekinelim istedik..


Suzan teyzesi,Tuna ve Dila'ya kedi sevdirdi:)


:)))benim artistin güneş gözlükleride,ters bu arada:))
kediyle iyice içli-dışlı oldu Tuna.Dila da sevdi ama biraz korktu..
bir kediyle hiç bu kadar haşır-neşir olmamıştı,çok hoşuna gitti;))benimde hoşuma gitti bir hayvanla ilgilenmesi..

Cunda gerçekten çok güzel bir ada,manzaralarını çok beğendik..

Tuna denizi seyretti bol bol..

Ada'nın tarihi camii nde hutbe veriyor bizim afacanlar;)
"Haley devidson":))) yani,Harley-Devıdson.çok hoşumuza gitti

masumluk abidesi..çok tatlı çıkmış maşaAllah..

işte bu daaa,ada da,Bay Nihat restorant ta yediğimiz balık,gerçekten çok nefisti..

ada nın meşher,tatlı üstü sakızlı dondurmasını yemek istedik Tuğba'nın tavsiyesi üzerine,burda biz tatlılarımızı beklerken,dondurma canavarları malı götürüyo;))sakızlı dondurmanın yanısıra,bir de karadut dondurması meşhurmuş Cunda adasının.Girit adası yakın olduğu için,o taraflarda damla sakızı çok şeyde kullanılıyor.Bozcaada da görmüştüm birde,sakızlı kurabiye diye nefis bir kurabiye vardı.yine her iki adada okudum,sakızlı Türk kahvesi diye,ama içmek kısmet olmadı,bir dahaki sefere inş.

Tuna ileriye yönelik planlar yapıyor sanırım:)
ne kadar dinlendiriyor deniz insanı..
:))))) burda Tom ve Jerri yine olmazsa olmazları kovalamaca içindeler,Suzan hakemlik yapıyor boks turnuvasında;)))

evet,bu son fotomuzdu,bence güzel bir tatildi,dinlenemesekte,mekan değişikliği hepimize iyi geldi...

28 Ağustos 2009 Cuma

LEYLEĞİ HAVADA GÖRDÜK:)

Gün-ü birlik;))yaptığımız Eskişehir kaçamağımızın fotolarını Özgür dayımızın bilgisayarımızı tamir ederken nereye kopyaladığını bir türlü bulamadığımız için,kaç aydır bloğumuzu yenileyemedim.artık o fotolardan ümidimi kestiğim için,diğer tatil fotolarıyla başlıyacağım;)gün-ü birlik espirisi de,şu;Fahriye,Nermin ve Ayşe ile yaptığımız günümüzü,gün sırası Nermin de olduğu için,bir çılgınlık yaptık ve hızlı treni de denemiş oluruz düşüncesiyle,Eskişehir de,Nermin in annesi Yaşar teyze de yaptık:))hem gezdik,alış-verişimizi yaptık,hem de Yaşar teyzenin içli köfte dahil birbirinden güzel yemeklerini yeyip,acayip pozitif ve şen-şakrak Yaşar teyzemizle güzel sohbetler edip,güler yüzünü görmüş olduk.hiç şehirler arası bir yolculuk gibi gelmedi bize,sanki Kızılcahamam a falan gitmiş gibi olduk:)kısacası harika bir kaçamaktı;))

gelelim Çanakkale-Geyikli gezimizeeeeee.Tuna çok heyecanlı ve hevesliydi gideceğimiz için.ama gideceğimizin gecesi,yavrum ateşler içinde yanıyordu,kesin gidemiycez dedim kendi kendime,çünkü ateşi 39,5 tu:( hemen ılık bir duş aldırıp,ateş düşürücü ilacını verdim,nafile,düşmüyordu,sabaha karşı biraz düştü,gitmekte ısrar edince,son dakika ilaçlarımızıda yanımıza alıp,4 küçük valizimizle çıktık yolaaaa.4 er saat aralıkla ilaçlarını içirdim ama hiç bir şey yemedi:(Bandırmadan sonra da artık dayanamayıp kustu kuzum:(( biraz yol genişletme çalışmalarının da etkisi vardı sanırım,çünkü ben bile neredeyse kusacaktım.uzuuuun zamandır gündüz uykusu olmayan çocuk,3 saat uyudu yolda,baygın gibiydi yani.Allah tan,rahat hattan almıştık biltimizide,gerçekten koltuklarımız geniş ve rahattı.Geyikli ye daha önce de Fahriye ile,ailesinin yanına gidip kaldığımız için,biliyordum ve çok sevmiştim,Tuna'nın da seveceğinden emindim,öylede oldu.birde hasta olmasaydı yavrum,çok zevk alacaktı ama hastalığına rağmen eğlendi çok şükür.Fahriye'nin ailesi de gerçekten çok candan,samimi insanlar.istedim ki,Tuna bu sıkıcı şehir hayatından başka güzel yerlerin de olduğunu görsün,bilsin,biraz özgür yaşasın.gerçekten çok özgür yaşadı,öyle ki,zavallı tavukları resmen çıldırttılar 3 kafadar haydut;))ateşi 3 gün düşmeyince,dr.umuzla mailleşip,Çanakkale de tam teşekkülü özel bir hastaneye götürdük Tuna'yı.maalesef bademcikleri iltihaplanmış,antibiyotik kullanmak zorunda kaldık.çok mızmızdı ama çokta eğlendi:))işte fotolaaaar...


görüntüye aldanıp denize girdiğini düşünenler yanılıyor,çünkü ayağının kayıpta,denize düşmesiyle yuttuğu su,paniğe sebep oldu ve tatil boyunca denize sokamadık Tuna'yı:( inşallah geçici bir korkudur..

denizi olan bir yerde büyüyüpte,ancak bu sene denize girmekten korkmayan Yiğit,Tuna konusunda ümitlendirdi beni;)

bizimki önde,elinde kürek,diğer afacan arkada,kim bilir neyin,hangi yaramazlığın peşindeler?:))

Tuna kümesin tellerinden tutmuş sallıyor,yiğit yukarı savurduğu toprakların yağmasını bekliyor:))) küçük çırak ocak başında;))Şerife teyze'nin nefis ev ekmeklerini pişirdiği fırın..

Edip,arkada yoyo suyla(sanırım ismi böyleydi)oynuyor,bizim iki kafadar da çılgın çılgın eğleniyor:))

denize girmediyse de,kumu çok sevdi,hatta kumda yüzdü:))

aşkla,şevkle,kumları mıncıklıyor:)))o kadar rüzgar vardı ki,resmen kumlar sırtımızı,yüzümüzü dövdü,birde çocuğun denizle ilk karşılaşmasıydı,kötü bir tecrübe oldu:(ayrıca,denizde çok soğuktu,sanırım denize girmeyişinde bunlarda önemli rol oynadı:(

Yiğit ile frekansları tuttu Allahtan,ne yapardık yoksa...aralarında 8 ay var,Yiğit büyük,Tuna'ya sorarsanız,büyük olan oymuş;))Yiğit,çok tatlı bir "dada";)yani çocuk,Çanakkale şivesi.Tuna Yiğit'i o kadar sevdi ki,geldiğimizde bir süre aynı ses tonu ve şivesiyle konuştu:))şimdi aklına geldikçe yapıyor,çok sevimliydi ama;) sahilden topladığı taşları uzaklara fırlatmaya çalıştı..

her şekilde eğlenmeyi başarıyorlar:)buldukları pet şişeyle oynadılar.su doldurup boşalttılar,aslında Yiğit'in niyeti burda biraz bozuk sanırım ama düşündüğünü yapmadı Allah tan:))

deniz e gitmek için haaazır ve naazır Tuna;)biraz cibali karakolu filminden çıkmış gibi ama,olsun;)))

daha önce de,ne kadar deli yattığını fotoğraflamıştım,bu de diğer bir kanıtı,resmen,düz duvara tırmanıyor çocuk;))


aha deli yatanlardan biri daha,yastık nerdeee,kafa nerde:))nede olsa burçtaşlar;))
olsun,denizinden faydalanamasa da,kumundan ve güneşinden bol bol faydalandı Tuna Geyikli'nin:))
feribotla Bozcaada'ya gidiyoruz.o kadar rüzgar vardı ki,Tuna şapkası uçmasın diye genellikle ters taktı:)
günlerdir,hastalığından dolayı iştahı olmayan Tuna,Diyanet in güzel bir uygulaması olan,cuma namazı çıkışında hayır olarak dağıtan nohutlu,tavuklu pilavı yerken:)yanımızdakiler de;Bozcaada gezimizde bize eşlik,rehberlik eden,Fahriye'nin arkadaşı Zeynep,oğlu Emir ve bizim Edip Han..
işte Bozcaada sokaklarından bir kare..birlikte çekmek istedim ama Tuna poz vermeyi hiç sevmez ki,Edip Tuna'yı uyarmaya çalışıyor:) dar,arnavut kaldırımlı ve çiçekli sokakları çok güzeldi ada nın..önde kedi kovalayan Tuna,arkasında Fahriye teyzesi;)
bu daaa,son fotomuz,adadan dönerken Tuna ve Edip Han...
gerçekten çok güzel bir tatildi.bize evlerini,gönüllerini açan, çok güzel ağırlayıp,Tuna'nın mızmızlıklarına katlanan Şerife teyze,Fahriye,gelinleri Nigar,Hasan amca ve Fahri'ye,tabiki Yiğit ve Edip Han'a da çok teşekkür ediyoruz...